About
Click here to check if anything new just came in.
December 31 2010
tertemiz sayfalar

Nasıl başlarsa öyle gitmiyor işte dostum. 2010 yılı yine ispatı oldu bu durumun. Malesef mi demeliyim, yoksa iyi ki deyip sevinmelimiyim karar veremiyorum. “iyisiyle – kötüsüyle” diye tanımlanabilecek bi yıldı işte. rengarenk değil belki ama siyahla beyazın her tonunu ustalıkla gösterdi bize. hala gökyüzümüzün aydınlık olduğu günler vardı. karanlıklar henüz akıllarda bile yoktu. nereden nerelere diyeceğim bu seneyi düşününce hep. hani çok hızlı giderken virajda savrulursunuz. yavaşş yavaş, herşeyi farkedersiniz ama fizik kuralları dinlemez sizi. siz direksiyonu ne kadar ısrarla çevirseniz de savrulursunuz yolunuzdan uzaklara. çok mutlu giderken de öyle olur bazen. hızlı, mutlu fark etmez. herşeyi anladığınız o kısacık zaman diliminde sadece hayatınız gözünüzün önünden geçer. değiştirmeye gücünüz yetmeyecektir ya son bi bakarsınız yanınızdaki güleç yüze. huzur içinde…
başlangıç:
petrol rengi bir kazak hatırlıyorum ve dokunduğumda parmak uçlarımda bıraktığı hissiyatı… havayla alakası olmayan bi sıcaklık bir de. gözlerine bakınca mı oluyor sadece bilemiyorum. karnımdaki burkulma kusarsam geçer mi diye düşünmekten kendimi alamıyorum. belki bu duyguyu yaşamanı sağlayabilseydim inanırdın içimdekilere. bir hayalse bile benim içimdekiler aynı hayale inanmak mutluluk değil mi?
Devamını oku..
August 27 2010
Cumaertesi

Bugün burda Cumartesiydi. tıpkı diğer cumartesiler gibi, aynı. her geçen gün daha da kötüleşmekte olan rutin cumartesilerden sadece birisiydi. kime sorsam çevremdeki, aynı cevabı alıyorum. “aynı” cevabını alıyorum. ne sorduğumun hiçbir önemi yok sanki. ne kadar çok seviyoruz aynı kalmayı. bulunduğumuz noktaya sabit kalabilmek için ne çok çabalıyoruz. ama farklına varmalı ki bu çabalar beyhude. ne biz kalabiliyoruz sabit, ne de üstüne bastığımız noktalar.
Bu yüzdendir ki her cumartesi merak dolu benim için. “Aynı”lara inanmamayı seçtiğim o günden beri daha bi açıyorum gözlerimi cumartesileri. gözlerimin içine bakıp aynı yalanı söyleyen herkesi, kendi içimde derinlemesine sorguya çekiyorum. Neyin aynı olduğuyla ilgilenmedim hiçbir zaman. Önemli olan neyin farklı olduğuydu. Aslolan değişendi – değişimdi.
Peki gözlerine bakamadıklarım? Ya benden uzak hayatlar? Onların ne alemde olduğu tamamen bir muammaydı. Sormaktan ve söylenene inanmaktan başka çareniz yoktu. inancı zayıf bir insanın kabusu buydu işte. -Kendi dışındaki herşeye şüpheyle yaklaşmak.- Ve ben tüm merakımla soruyorum sana: Bugün orda da Cumartesi mi?
sorumuzu bir alıntı ile devam ettirmek gerekirse:
Gittiğin yer bakışların kadar uzak olmasa. .Gelirdim. .Dön, dön diyebilmek için. . .
Zalim yolların uzak sevdası.. Sevdana yanıyorum kaç zamandır.. Sen bilmediğim, görmediğim alemlerdeyken ıssızlığıma ağlıyorum. . “Ne olur dön. .” diyemeyişimde kırılıyor kelimelerim. Sana gelemeyişimde bağlanıyor dizlerim. .
Düşlerimden başka hiç bir yerde yoksun artık. Olsan görürdüm, bulsam sarılırdım sıkı sıkı.. Ondan uyanmak istemeyişim kabuslarıma. .
Ayrılık bu işte, sende sanki farklı mı zaman? . .Bildiğin sonbahar bu aynı rüzgar, aynı hazan. . .
Devamını oku..
Maybe Soup is currently being updated? I'll try again automatically in a few seconds...
