Newer posts are loading.
You are at the newest post.
Click here to check if anything new just came in.
13:35

Uçurtma Bayramları


“Ne zaman sen gelsen, evimde hep bir bayram sabahı coşkusu yaşanıyor.” demiştim bir gün. Senin birisine bu tarz birşey söylediğin oldu mu bilmem ama eminim ki düşünmüşsündür. Çünkü bazen kapı çalar, birisi gelir. Uzun kaldığı da olur, hemen kalkıp gittiği de.. fakat daima bişeyleri değiştirir. Eğer yukarıda bahsettiğim gibi birisiyse o kapıyı çalan, ne mutlu size. Bizim oralarda şöyle bir söylem vardır: “Bugün zenginiz, misafirimiz var.” derler. Çünkü değer verdiğin insanlarla hoş zaman geçirmekten büyük zenginlik neredeyse yoktur.
Devamını oku..

12:45

Sonbahar Hastası


Her yıl aynı sıkıntıyı yaşıyorum. Alışamadım, alışamıyorum. Kış mevsimini yaza oranla daha fazla sevmeme rağmen sonbaharlarda daha fazla zorlanıyorum. Aslında yazının ismi “Eylül Hastası” olacaktı ama yine geciktirdim yazıyı. Sorun şu ki bu eylül ayı acaip moralimi bozup bütün enerjimi tüketiyor. Aslında bir ucu günlük-güneşlik, diğer ucu kar-kış olan eylül ayının en önemli görevi denizaltılardaki yada uzay üslerindeki basınç dengeleme odaları gibi bizi en sağlıklı bir şekilde kışa doğru taşımak. Lakin tabanı kayan terliklerimle kuru bir zeminden ıslak olan bir yere adım attıgımda nasıl tedirgin oluyorsam bu günler geldiğinde de aynı şeyi yaşıyorum ben.
Babamla paylaştım bu durumumu hafta başında. Aldığım cevap kendi adıma şaşırtıcıydı. “Sonbahar hüzünlüdür oğlum. Nası hissetmeyi bekliyordun ki?” dedi babam. Haklıydı da. Hem haklı, Hem de net. Evde bütün pencerelerin kapatıldığı, hava almak için dışarılara çıkmanın zorunlu olduğu, ama sağlam giyinmezsek de hasta olma tehlikesiyle yüzleşebileceğimiz günlerdeyiz artık. Yoksa siz tehlikenin farkında değilmisiniz? :=)
Devamını oku..

02:38

Kaderimin oyunu vol.2

“Ben bu dünyanın camını çerçevesini kırmak istiyorum. Babamın büstü var içeride, onu da kırmak istiyorum. Ben büstleri değil, insanları seviyorum.”

Yukarıdaki sözler Arat Dink’e ait. Babasının ölüm yıldönümünde söyledi bunları. Yaklaşık iki haftadan beri benim içinde bulundugun durum da farklı sayılmaz. Camı çerçeveyi indirmek istiyorum. Bişeyleri parçalamak istiyorum. Sebepsiz yere birilerinin kalplerini kırmak istiyorum. Çünkü ben de büstleri ve heykelleri sevmiyorum. Hatta fark ettim ki insaları da sevmiyormuşum. Bir kişiyi sevmişim ben. Hatta “her aşkın bir gün biteceği” gerçeğini bildiğimden, onu bile sevememişim. Korka korka, aman alışmayayım, bağlanırsam kötü olur diyerekten hep kaçırmışım gözlerimi gözlerinden.
Boş zamanlarımı dersanenin terasında bir elimde çayla aydın’ın ışıklarını seyrederek geçiriyorum. Sandalyemi kimseye bulaşmak istemezmiş gibi bir köşeye çekmiş olsam da aslında çok istiyorum birisinin gelip “nasılsın?” diye sormasını. Fakat onlar; bazen yapılan her espriye abartılı bir şekilde gülüşümün, bazen de ağzımdan hiçbir kelime salıvermeyişimin bir kişilik özelliği olduğunu zannettikleri için ortada bir sorun göremiyorlar. Beni tanıyanlar ise net bir şekilde görebilir ki şu aralar bişeylerden kaçıyorum. Mutluluk, huzur arıyorum. Neden mi? Çünkü terkedildim ve bu duruma alışmalıyım.
Devamını oku..

Older posts are this way If this message doesn't go away, click anywhere on the page to continue loading posts.
Could not load more posts
Maybe Soup is currently being updated? I'll try again automatically in a few seconds...
Just a second, loading more posts...
You've reached the end.