Newer posts are loading.
You are at the newest post.
Click here to check if anything new just came in.
silentrebel
16:04

Haziranda Ayrılık Zor


Fırsat buldukça günlük burç yorumunu okuyan, bunun için zaman ayırmaktan kendini alamayan arkadaşlarım oldu. Kendi burçlarını okuduktan sonra benimkini de okumayı hiç ihmal etmediler sağ olsunlar. Ama ben hiç inanamadım o burç yorumlarına. Önemseyemedim başkalarının benim hayatım üzerine bulunduğu kehanetleri. O yüzden burçlara inanırmısın sorusunun cevabı benim için hep “hayır” olmuştur.
Fakat önemsediğim bir şey var. Aynı dönemde doğan insanların karakter yapılarının, zevklerinin, tavırlarının, hatta görünüşlerinin birbirine benzeyebileceğine inanıyorum. Bu yüzden günlük burç yorumlarını okumak yerine, balık kadınları nasıl olur, akrep kadınları nelerden hoşlanır gibi şeyleri araştırıyorum. Tavırlarına bakarak bir yengeçle başağı ayırt etmeye çalışıyorum insanların içinde dolaşırken.
Ve bu burçlarla ilgilenme merakı beni mevsimler ve aylar hakkında düşünmeye itiyor. Bir kovanın inatçı ve sert tavırlarının acaba doğduğu mevsimin çetin şartlarıyla alakası varmıdır diyorum.
Devamını oku..

silentrebel
23:53

Sakın yazma bana

“Talat, çok yazdın bana” dedi.
Şiir yazdın, öykü yazdın, her sabah uyandığımda gördüğüm ve sensiz günleri daha katlanabilir kılan bazen de canıma okuyan ufak ufak notlar yazdın bana. Bazen hemen gidişinin ardından buldum bu sözlerini, bazen de günler sonra. Sürekli yanımda olamasan da yaptığın süprizlerle, ufak tefek şeylerle hep güldürdün beni. Bazen cebinde şıpsevdi sakızlarıyla geldin yanıma bazen de elinde albeni çikolatasıyla. ufak tefek şeyleri çok iyi biliyorsun sen; ufak tefek şeylere kırılmasını da ufak tefek şeyleri yakalamasını da senden iyi yapan yok. detaycısın, detaycı.. bazen de bırak detayı, bütünü bile kavramak istemeyecek kadar umursamaz.
Devamını oku..

silentrebel
21:21

Doğum günü yazısı


Çok önceleri planlamıştım bu yazıyı zihnimde. Beynimdeki yazıp yazıp çöpe attığım taslaklar gibi olmayacağını bildiğim bu yazıya her gün bir cümle eklemiştim. Seninle beraber geçirdiğim her gün ayrı bir paragrafa ilham olmuştu. Sana doğum günü hediyesi hazılarken aynı zamanda mutluluklarımı da arşivlediğimi fark ettim sonraları. Bu bloga yazılan iki satır çok önemliydi çünkü benim için. Birsürü hayalin izi olan bu blogda en net sen olmalıydın. Sen ve sana olan aşkım. Sen ve senin adın..
Çünkü en büyük suçlu bu blogdu benim hayatımda. En büyük itirafım bu blogda yazılanlardı. Ilk ayrılığımız bunun yüzündendi bizim. Sana söyleyemediğim sırrım mecazlara kinayelere olan ilgimdi benim. Ama anlatması zordu. Bir bakış açısını başkasına empoze etme zor bir işti. Hafızası zayıf bir insan olarak, sağdan soldan, sokaklardaki birsürü insanlardan, başkalarının hayatlarından topladığım parçaları bir araya getirip kendime bir hayal yarattığımı sana anlatmaya çalışmak zordu. Bunun hastalıklı bir iş olduğunu kabul etmek ise en zoruydu.
Devamını oku..

silentrebel
02:38

Kaderimin oyunu vol.2

“Ben bu dünyanın camını çerçevesini kırmak istiyorum. Babamın büstü var içeride, onu da kırmak istiyorum. Ben büstleri değil, insanları seviyorum.”

Yukarıdaki sözler Arat Dink’e ait. Babasının ölüm yıldönümünde söyledi bunları. Yaklaşık iki haftadan beri benim içinde bulundugun durum da farklı sayılmaz. Camı çerçeveyi indirmek istiyorum. Bişeyleri parçalamak istiyorum. Sebepsiz yere birilerinin kalplerini kırmak istiyorum. Çünkü ben de büstleri ve heykelleri sevmiyorum. Hatta fark ettim ki insaları da sevmiyormuşum. Bir kişiyi sevmişim ben. Hatta “her aşkın bir gün biteceği” gerçeğini bildiğimden, onu bile sevememişim. Korka korka, aman alışmayayım, bağlanırsam kötü olur diyerekten hep kaçırmışım gözlerimi gözlerinden.
Boş zamanlarımı dersanenin terasında bir elimde çayla aydın’ın ışıklarını seyrederek geçiriyorum. Sandalyemi kimseye bulaşmak istemezmiş gibi bir köşeye çekmiş olsam da aslında çok istiyorum birisinin gelip “nasılsın?” diye sormasını. Fakat onlar; bazen yapılan her espriye abartılı bir şekilde gülüşümün, bazen de ağzımdan hiçbir kelime salıvermeyişimin bir kişilik özelliği olduğunu zannettikleri için ortada bir sorun göremiyorlar. Beni tanıyanlar ise net bir şekilde görebilir ki şu aralar bişeylerden kaçıyorum. Mutluluk, huzur arıyorum. Neden mi? Çünkü terkedildim ve bu duruma alışmalıyım.
Devamını oku..

silentrebel
00:58

Yılbaşı yazısı

yeni yılın ilk haftasını yeni bitirdiğimiz şu saatlerde anca fırsat yaratabildim bi yeni yıl yazısı yazmak için. aslında düşünüp 2009a ait “neler oldu?” listesi yapmak isterdim ama yorgunum. yine de 2009u şöyle bi düşündüğümde babamın yeni yılımı kutlarken söylediği sözler aklıma geliyor ilkin. güzel bi özet yaptı babam telefonda. “2009 ailemize uğurlu gelmedi. inşallah 2010 çok farklı olur” dedi. sonuna kadar haklı bir cümle bu. bundan on yıl sonra geçmişe dönüp düşündüğümde 2009 yılını kesinlikle hatırlıyor olacağım. talihsiz bir seneydi diye bahsedeceğim o anda yanımda olanlara. aksilikler, talihsizlikler, mutsuzluklar, kaybedişler…
herşeye rağmen o kadar hızlı geçti ki bu 12 ay daha birçok hatıram çok canlı zihnimde. mesela geçen yılbaşı, eski evimizde ev arkadaşımla bi başımıza terkedilişimiz, nasılsa birileri bizi planlarına dahil eder deyip plan yapmayıp sonra ortada kalışımız, bu duruma kızıp kendimizi kaybedene kadar sarhoş oluşumuz, sonra tam güzel olduğumuz anda kadim dostum gökhanın bizi çağıran telefonu, çorbacıda feci bir sonla biten gecemiz ve benim o çorbacıya bi süre uğrayamayışım. hepsi çok yakın. sonrasında geçen her ay da çok net hafızamda. çok net ve çok hızlı.
Devamını oku..

silentrebel
02:19

Sadece pazarları değildi özlemimiz.

Gitmek istiyor canım hayatın gittiği yere.
Goster ▼

dedi ki: “herşeyin bir sonu varsa, ayrılıkların da vardır dimi kanka?”
biliyordum dilindeki sözün bir ilhan irem şarkısı olmadığını. elindeki yada daha önce içtiği biralarla da alakası yoktu dudağından dökülenlerin. durum başkaydı. dört yıldır bir şehir uzağında kalamadığı sevgilisini başka bir ülkede bırakmanın etkisiyle söylemişti bunu. bi an birkaç ay önce ikisini beraber fotoğrafladığım an geldi aklıma. son buluşmalarından birisiydi muhtemelen o an. zaten farkındaydılar.
aslında önemli olan mesafeler değildi. önemli olan yaşananlardı. önemli olan ne hissettiğimiz, neyi hissedemediğimizdi.


Yagmur da var
Çok sevdigim rüzgar da
Bugün Pazar
Daha uyanmadi komsular
Damlarin üzerinde kuslar
Daha rahatlar
Radyolarda eski sarkilar çaliyorlar bu saatlerde
Gönül penceresinden ansizin bakip geçenlere dogru
Yagmur da var
Çok sevdigim rüzgar da
Daha uyanmadi komsular
Bugün Pazar
Ve ben seni çok özledim

Devamını oku..

silentrebel
01:08

Tekrarlar iyidir

mevsimsonbahar
tekrarlar sinir bozucudur. birçok tekrar eden durum insanda işkence hissi uyandırabilir. o yüzden pek sevmeyiz tekrarları. orta okuldayken hocalarımızın verdiği deftere yada tahtaya …kez şunu yaz cezaları ile başlayan bu durum ömür boyu devam eder. bu konuyla alakalı çin işkencelerine değinmeye gerek bile duymuyorum. herkes biliyordur nasılsa.
zaten bu tekrarlardan kaçarak yıkmışızdır tabularımızı. kaçarken keşfetmişizdir birçok şeyi. macera olsun diye çıkılan serüvenler sonunda gelmişizdir elimizde farklı hazinelerle. belki bu kadar rahatsız etmeseydi tekrarlar bizi, yuvarlanır gider ve yerimizde sayardık.
Ama ben ilişkilerde durumun biraz farklı işlediğini düşünüyorum. tabi ki insan sevdiceği ile daima farklı şeyler tecrübe etmek istiyor. tabi ki çıkılan her macerada yanında bulunan kişinin sevdiği olmasını istiyor. dizlerinin gücü yetmediğinde onun elini tutup cesaretlenmek, başardığında da sıkıca sarılıp kutlamak istiyor.
Devamını oku..

Older posts are this way If this message doesn't go away, click anywhere on the page to continue loading posts.
Could not load more posts
Maybe Soup is currently being updated? I'll try again automatically in a few seconds...
Just a second, loading more posts...
You've reached the end.